ESKİDEN EVLİLİKLER NEDEN UZUNDU ?
Evlilik en eski yüzyıllardan beri var olan toplumsal ve resmi olarak kurumsallaştırılmış bir aile birliği olarak tanımlayabiliriz.
Günümüzde ise bu kurumsallaştırılmış aile birliği toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Peki nedir bunun sebebi?
Sebeplerden biri de kadınlarımızın kişisel farkındalık yaşaması yani kişi kendi değerinin kendi bireyselliğinin artık farkına varmıştır bunu gerek daha fazla okuyarak gerek teknolojik gelişmeler internet, cep telefonu gibi bilgiye daha çabuk ulaşma durumları ve ekonomik, sosyal etkenler kadının çalışma hayatına atılması vb gibi etkenler… .yanlız bunları sayarken eski evliliklerin uzun sürme sebepleri de aklıma takılıyor..
.Hep büyüklerimizden veya günlük konuşma paragrafları arasında şu cümle geçer‘’ eskiden evlilikler uzundu çünkü saygı vardı ‘’ evet saygı vardı buna katılıyorum ama kadınlarda en çok da çaresizlik vardı düşünsenize evlenince ilk ezberletilen cümle şuydu ‘’ Gelinliğinle gidiyorsun kefeninle ancak baba evine dönersin ‘’ bu cümle zaten kadının o evlilikte yaşayacaği çaresizliği ve yaşayacağı haksızlık karşısında geri dönmesinin imkansız olacağı hakkını aramayacağı şikayet hakkının bile olmayacağı yüzüne kalkan bir eli indirme hakkının bulunmayacağının en büyük ispatı ve özetidir bu söz…. Ya da yuvayı dişi kuş yapar’’ bu cümle ile de evliliğin tüm sorumluluğu devam ettirilmesi hata yapmaksızın kadına atfedilmiştir..
Peki erkek kuş nerde? Ataerkil toplumun kanatları altında ‘’ erkektir yapar damı? Yoksa erkektir severde döverde mi? Nerede erkek kuş? Buradaki örneklerde de anlıyoruz ki eski evliliklerin uzun sürme nedeninin en büyük nedeni kadının çaresizliğidir.
. Çünkü ne gideceği bir baba evi ne de çalışacaği bir iş ne de okuyacaği kendini bulacağı bir okul ne de sahip olduğu bir diploma ne de kendisine uzanacak toplumsal bir el vardır..