COĞRAFYA DEĞİL AİLE KADERDİR

Bu haftaki yazımı daha hüzünlü daha duygu yoğunluğu ve biraz da öfkeyle yazıyorum. Sebebi 19 günlük kaybından sonra cansız bedeninin bulunduğu, bir çocuğun hak etmediği bir biçimde çuvalın içinde suya gömülü bulunan kızımız narin için bu hüznüm bu öfkem…
Düşün düşün içinden sağlıklı duygularla çıkamadığım bir vahşet bir konu bu benim için.. daha 8 yaşında daha kendi varlığını yeni tanımlayacağı kendisini ,ailesini yaşadığı ,coğrafyayı, mahalleyi oyun arkadaşlarını , okulunu, sırasını ,öğretmenlerini, okul bahçesini ,en çok da bu hayatta bulunma sebebini yeni yeni tanımlarken bu koca hayatta sadece kendisine bedeninin 20 cm lik bir çuvalın içinde sığdırılmış, kapkara bir sonla vahşi bir ölüm reva görülmüştü..
Hem de kim tarafından en çok sığınacağını düşündüğü korunacağını düşündüğü bir haksızlığa uğradığında, bir kötülükle karşılaştığında en çok şikayet edeceği sığınacağı yer olan ailesi ve yakınları tarafından bu kötülüğü bu vahşeti yaşadı..( süreç devam ediyor olsa da kötülüğün resmi çok açık bir şekilde karşımızda..)
Bu durumu incelerken en çok da İbn’i Haldun’un şu sözü geldi aklıma ‘’ Coğrafya kaderdir’’…
Maalesef bu olayda ve günümüzde yaşanan üzücü olaylarda coğrafyadan daha önemli olan ailedir asıl kader olan..
Bir çocuğun istismara uğrama, şiddete uğrama, haksızlığa uğrama, vs. durumlarının ailede gerçekleşme oranları yüzde 60’ larda… Düşünebiliyor musunuz bu oranın korkunçluğunu…?
Ben bu orana bakarak , Bir çocuğun ya da bireyin sansı ya da şanssızlığı mutluluğu ya da mutsuzluğu kendine olan inancı ya da inançsızlığı hayata olumlu ve olumsuz bakış açısı dışarıda, sokaklarda , arkadaş ortamlarında değil ailede başladığını ve kişi için birey için ‘’ Aile Kaderdir’’ diyebilirim o zaman.
Bir aile isterse kendisini iyi yetiştirirse çocuğunu yaşadığı coğrafyanın olumsuz sartlarından, sığ düşünceli gelenek göreneklerden, yaşadığı çevrenin baskısından ,komşu dedikodusundan, akraba baskısından vb. gibi olumsuzluklardan çok rahatlıkla koruyabilir . coğrafya kaderimizdir deyip tüm sorumluluğu coğrafyaya yaşadığı çevreye atmaz..
Bir örnek verecek olursam(internetten bakabilirsiniz bu haberin detaylarına ) yakın süreçlerde Hakkari’de bir baba kızının görmeyi çok istediği Anıtkabir’e ekonomik şartlarından dolayı götüremeyince kızı mutlu olsun diye kardan anıtkabir yapmıştı daha sonrada maketini yapmıştı Anıtkabir’in. Kızına o anı , o mutluluğu yaşatabilmek için.
bu örnekteki Hakkari iliyle bugünkü olayın yaşandığı Diyarbakır’ın coğrafi unsurları, olguları toplumsal bakış açıları aynıyken ama yaşanılan mutluluk ve vahşet farklıyken ben nasıl coğrafya kaderdir diyebilirim ki
diyemem…